4 Nisan 2009 Cumartesi

Ne güzeldir yollarda olmak şimdi.








2. geleneksel Balıkesir yolculuğumuzu gerçekleştirdik. İş zamana yayılır lafı çok doğru. Tüm valizlerimiz hazır olmasına rağmen, tüm cuma sabahını hazırlanmakla geçirdim. Tamam oğluş süpriz yaptı, dokuza kadar ana oğul uyuduk, lakin 9 dan 1:30 a kadar hep hazırlandım ben:). Kahvaltı keyfi, sonra da birikmiş çamaşırları -perşembe akşam soğuk sular verilmeye başlandı- yıkamakla geçti sabah (itiraf ediyorum lokumlu türk kahvesi keyfi de var arada, vazgeçemediğim.). Umut Ege önce iki saat uyudu, sonra babanne dede onu oyaladı anne hazırlandı. Baba izin alıp erken geldi, bu sefer diğerinden az eşyamız iddialarım geçen seferkinden daha dolu bir bagajla yıkıldı, bagaj yüklendi yola çıkıldı. Geçen yaz çok tatil yapamamış olmak çok dokunmuş bana, hep yol almak isityorum. Bahardan bir gün, yollarda olmak ne güzel. Arabanın lastiklerini kontrol için durduğumuz benzinlikte tatil havası vererek kahve içerek başladık yolculuğa, oğluş hareket eder etmez sızmıştı, ama yol boyu çoğunlukla uyanıktı. Geçen seferden daha rahat geçirdi yolculuğu, tırtılına sarıla sarıla bitiremedi, parmaklarını saydı, yollara bakındı.



Bu arada Masumiyet Müzesinde ilerleme sağlandı. Umut Ege uzun emerken okuyup ilerlemiştim, emme süresi kısalınca kitap bir köşede kalmıştı. Okuduğum en dandik Pamuk kitabı, Nobel'den sonra olmamış hiç. Özdilek'te baba oğul arabada oyalanırken anne havlular arasında kendini kaybetti. Akşam sekiz civarı uyku gelince mızmızlanmaya başlandı bizimki. Tam eve girmek üzereyken sızınca yukarı çıkarken uyandı, park yatağımızı kurana dek biraz merhabalaştı torun ve büyükler. Geçen sefer alışmakta güçlük çekmişti, bu kez çok yumuşak oldu geçiş. Yatak kurulunca 10 gibi uyudu. Ne kadar geç yatarsa o kadar geç kalkmıyor malesef, sabah yedide ayaktaydı:)) Babayı Ankara'ya uğurladık (kalan olmaktan her zamanki gibi hoşlamıyorum, hep ben gitmeliyim. Ama hem gidip hem Balıkesir'de kalmak nasıl olacak bilemedim:))) Ufaklık dedeyle evde bırakıldı, çarşıların pazarların tadı çıkarıldı. Sonra Koray Hoca'nın tezi okundu, kamu tüzel kişisi nedir anlanmaya çalışıldı.

"Bazen zamanın ne kadar çok akmış olduğunu yıkılan bir binadan, küçük bir kızın çocuklu, neşeli, iri göğüslü koca bir kadın olmasından, ya da gözümün çoktan alıştığı bir dükkanın kapanmasından anlar, telaşlanırdım." (Pamuk, 2008:488). Zamanın ne kadar çok akmış olduğunu Balıkesir'e gelince daha iyi anlıyorum. Ama ne hoş ki telaşlanmıyor sağlıkla gördüğümüz için mutlu oluyorum.

Umut Ege, Yasemin teyzesi'nin aldığı maymuncuk ile oyunlar oynamaya başladı. Bi de ağzına sokabilse:)) Çok teşekkür ederiz, şımatıcaksın bak bu çocuğu:))


Şimdi bu kaydı okuyan herkes, Balıkesir'den en çok 500 gram alıp dönsün diye dilesin, keza geçen seferin 2 kilosunun sadece 500 gramı gitii:) Öznur'un düğününe ne kaldı şurda.

4 yorum:

Ayse Yasemin dedi ki...

Canım,ne güzel yazmışsın. :) kahveler oğlanı uyanık tutar belki ama, yanınızda olup ben de kahve içmek istedim şimdi..
Şımartmaya devam tabi, sen bilmezsin yeğenlerimi ne kadar sevdiğimi :)
Öpüyorum..

Mustafa Rumelili dedi ki...

Balıkesir'de yaşayıp kilo almamak....:)

Fethi dedi ki...

Umut Ege'nin maceraları ile bugün tanıştık. Kendisini artık daha yakından takip edeceğiz..Acaba bir sonraki macerada süper kahramanımız neler yapacak? Balıkesir'deki kızların kalbini çalabilecek mi? kilo durumu ne olacak? Yasemin teyzesinin aldığı oyuncağı ısırmayı başara bilecek mi? İzleyip göreceğiz..

Umut Ege'ye Ankara'dan öpücükler gönderiyoruz..
Fethi Öğünç

saricizmeli dedi ki...

Yasemin Teyzemiz, sen şimdi BArcelona'da güzel kahveleri iç. Dönüşte anılarını dinlerken hörpleteceğiz kahveleri.

Fethi Amcamız, özlemişiz yahu. Anılarımızı şimdi buradan izleyin dönünce bir iadei ziyaret yapacağız size.