Tekir , okulların kapandığını ama okula bir müddet daha gitmesi gerektiğini yazınca çocukluk (hani herkes arkadaş hani oyunlar sürerken) günlerime gittim. İlkokuldayken annem ve babam evde yalnız kalmamı istemedikleri için seminer adı verilen bu döneme beraberce giderdik. Diğer öğretmenlerin çocukları geldiyse eğlenceye dönen bu sabah saatleri, yalnız kaldıysam çok da zevkli geçmezdi. Sınıfları gezer, sınıf kitaplıklarında vakit geçirir, tarih haritalarına bakar (hala var mı acaba bu haritalardan), bahçede oyunlar oynardım. Okul askeri lojmanların önündeydi, lojmanda yürüyüş yapardım, sabah erkenden arkadaşlarım kalkmadığı için burdan da bana, boyu boyuma uygun bir insan denk gelmezdi. Düzenli yemek alışkanlıkları bizim evin has kuralıydı. Bu kural bazen seminerlerde simit (aaah balıkesirin sarı simiti ah) karper peynir (şimdi hiç hoşlanmadığım bir peynir türü) ya da poğaça ve meşhur hisar ayranı (bir ekoldür kendisi) ikilisiyle bozulurdu. Teksir kağıdı denen samanlı kağıtlar olurdu ve de daktilo:)) 10 parmak daktilo aktiviteleri zaman geçirme yöntemlerindendi.
Yaşımın büyümesiyle evde kalabilme hakkına kavuştum. Ferhunde Hanım ve Kızları olurdu saat 10'da. Onu izler, yumurtalı omlet yapar (bizimkilerin arkadaşlarının çocuklarının, kahvaltı hazırlarken yanmaları nedeniyle, kazık kadar olana dek ocağa yaklaştırılmadım, omlet yapabilirlik bu nedenle derin yer etmiş:)) kitaplar okur annemleri beklerdim. Seminer sonrası yazlığa gitmek demekti artık. Bitişini daha hevesle bekler olmuştum. Bu seminerlerin bir de okul öncesi olanından vardır. O daha eğlencelidir. Arkadaşlar ve Balıkesir özlemi bu dönemde dindirilir, okul alışverişi yapılır. Bir de bir kitaptan plan defterine kopyalanan yıllık planlar vardır bu seminer döneminde. Her öğretmen çocuğu bu kopyalamayı yapıp, biraz para kazanırdı:))
Yüksek lisanstaki iz bırakmayan semineri saymazsak, bu sene son öğrencilik deneyimimi bir seminer dersinde yaşadım. Ortaokulda eve düzenli olarak Hürriyet gazetesi girerdi. Ben de gazete okuma alışkanlığımı bu dönemde Kurthan Fişek'İn de aralarında olduğu yazar kadrosu sayesinde edindim.Tabi Kurthan Hoca'dan o yaşta ne anladım o ayrı tartışma konusu:)) Seminer sunumunu Kurthan Hoca'Ya yaptım. Bir okuma serüvenimi başlatan adam bir başka okuma serüvenime son noktayı koyarken de vardı. Konu İngiltere'de asimetrik yetki terki. Real'de Selami Yemenici'ye (bilmeyenler için üniversite hazırlıkta kimya kitabı kült haline gelmiş insan) denk gelip, tanıştığımda da böyle sevinmiştim ben:))) Ortaokul hocam okuyun, çizgi roman bile olsa okuyun derdi. Benimki de o misal, gazete de olsa, üniversite hazırlık kitabı da olsa yazar ruhuma işliyor sanırım:)))
Doktora etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Doktora etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
17 Haziran 2009 Çarşamba
22 Mayıs 2009 Cuma
Başardık...
Evet, evet mutlu son. Yeterlik tamamdır.
Öncelikle uslu bir çocuk olup annesinin çalışmasına fırsat veren Umut Ege'ye,
Ödevlerim sırasında, şu ödeve ilişkin bilgi bu kitaptadır diyip yüzlerce kitabını bana tanıtan ve iyi notlar almamda katkı sağlayan, sorulara ilişkin tartışmalar yaparak ufkumu açan, yeterlik hazırlığında beni cesaretlendiren, yıldığım noktada azmimi arttıran, ufaklıkla ilgilenip bana çalışma zamanı kazandıran, hatta bazen mutfakta peri, kalbimde kocaman yeri var dedirten sevgili babaya
Yılların motivasyonu "sen yapamazsan kim yapacak"ı gene esirgemeyen, haftalarca bizi ağırlayan, yediğin önünde yemediğin arkanda, gülben ergen misali yaşa olmasın sıkıntı kafanda çalışma ortamı yaratan, anan baban hep arkanda duygusunu hissettiren anane ve dedeye
Sen çalış oğlun emin ellerde, püreleri tencerelerde, bekleriz onu pencerelerde diyerek destek veren babanne ve dedeye,
Kütüphane köşelerinde sürünmeden, "kahven yanında, teyze bulsun makaleleri anında" sloganıyla referans gösterebileceğimiz, karnıbahar yemeğinin tadı halen damağımızda olan teyzeye
Moullexlerle eneji, Umut Ege'yle ilgilenecek kimse olmadığında sinerji veren, sınav sonrası kutlama yemeğini hazırlayan halaya
SInav günleri moral motivasyoncuları kocaman teyze ve kuzen teyzeye
Sorularımla canlı yayında bağlandığım ve her daim detaylı cevaplar aldığım Eda,Aslı,Esra,Ali ve Recep'e,
Arkadaşlıklarının sıcaklığını bu süreçte her daim hissettiğim (cumartesi arkadaşım) Nigar, Mehtap, Yasemin ve Dilek'e,
İyi dilekleriyle beni mutlu eden sevgili blog anneleri Mert'İn annesi Yeşim'e, Ahmet'in annesi İlknur'a ve Neva'nın annesi Senem'e ,
Böylesi muhteşem bir kadroyla sözlü olduğum juri üyelerime,
Ve asıl önemlisi, böylesi zor koşullarda yılmayıp, fedakarlıklarda bulunduğum, azmettiğim, vazgeçmediğim için kendime çok çok teşekkür ediyorum
Öncelikle uslu bir çocuk olup annesinin çalışmasına fırsat veren Umut Ege'ye,
Ödevlerim sırasında, şu ödeve ilişkin bilgi bu kitaptadır diyip yüzlerce kitabını bana tanıtan ve iyi notlar almamda katkı sağlayan, sorulara ilişkin tartışmalar yaparak ufkumu açan, yeterlik hazırlığında beni cesaretlendiren, yıldığım noktada azmimi arttıran, ufaklıkla ilgilenip bana çalışma zamanı kazandıran, hatta bazen mutfakta peri, kalbimde kocaman yeri var dedirten sevgili babaya
Yılların motivasyonu "sen yapamazsan kim yapacak"ı gene esirgemeyen, haftalarca bizi ağırlayan, yediğin önünde yemediğin arkanda, gülben ergen misali yaşa olmasın sıkıntı kafanda çalışma ortamı yaratan, anan baban hep arkanda duygusunu hissettiren anane ve dedeye
Sen çalış oğlun emin ellerde, püreleri tencerelerde, bekleriz onu pencerelerde diyerek destek veren babanne ve dedeye,
Kütüphane köşelerinde sürünmeden, "kahven yanında, teyze bulsun makaleleri anında" sloganıyla referans gösterebileceğimiz, karnıbahar yemeğinin tadı halen damağımızda olan teyzeye
Moullexlerle eneji, Umut Ege'yle ilgilenecek kimse olmadığında sinerji veren, sınav sonrası kutlama yemeğini hazırlayan halaya
SInav günleri moral motivasyoncuları kocaman teyze ve kuzen teyzeye
Sorularımla canlı yayında bağlandığım ve her daim detaylı cevaplar aldığım Eda,Aslı,Esra,Ali ve Recep'e,
Arkadaşlıklarının sıcaklığını bu süreçte her daim hissettiğim (cumartesi arkadaşım) Nigar, Mehtap, Yasemin ve Dilek'e,
İyi dilekleriyle beni mutlu eden sevgili blog anneleri Mert'İn annesi Yeşim'e, Ahmet'in annesi İlknur'a ve Neva'nın annesi Senem'e ,
Böylesi muhteşem bir kadroyla sözlü olduğum juri üyelerime,
Ve asıl önemlisi, böylesi zor koşullarda yılmayıp, fedakarlıklarda bulunduğum, azmettiğim, vazgeçmediğim için kendime çok çok teşekkür ediyorum
12 Mayıs 2009 Salı
Acaba yeterli miyim?
Yılın sorusu bu olsa gerek, öncelikle anne olmaya yeterli miyim, ikincisi yönetim bilimleri doktoru olmaya yeterli miyim? Sorunun ilkinin cevabını asla öğrenemeyeceğiz hatta bir ömür bunun muhasebesiyle geçecek, sınavların en eğlencelisi. O kadar olmasa da isteyerek yapıldığı için arada bunaltsa da istekle hazırlanan sınavın birinci etabı bugün 10 itibariyle başladı, 4.5 saat sürdü, fena da geçmedi. Haftaya çarşamba sözlü sınav, dananın kuyruğu o gün kopacak. Dün gece doğumdan sonra ilk defa 11 de yatıp 7:30 da kalktım (6 civarı bir uyandım gerçi alışkanlık:)) Baba, annenin sağdığı sütle Umut Ege'yi gece boyunca idare etti. Baba anne 3,75/4 üdür diyorum:)) Yılın en iyi yardımcı sınav adamı seçiyorum kendisini;) Gece 1.5 saat uyanık kalmış Umut Ege, sabah sonradan karar değiştirerek bana itirafta bulundular. Oğlum Hagigi diyerek (sınavda başarılar olarak yorumladım:)) beni uğurladı. İlk kez bu kadar uzun ayrı kaldık. Ek gıdalar, sağılmış sütler, babanne dede ilgisi durumu kurtardı. Ahval ve şerait bundan ibaret muhtaç olduğum bilgilerse kütüphanemdeki asil kitaplarda mevcut, ha gayret:))
< R S E S A A S SCT AS V Bunlar da Umut Ege'nin notları:))
< R S E S A A S SCT AS V Bunlar da Umut Ege'nin notları:))
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)