8 Mart 2010 Pazartesi

Yorgun alışkanlıklarımızı kenara koyalım.

Toprak öyle bitip tükenmez, dağlar öyle uzakta,
sanki gidenler hiçbir zaman
hiçbir menzile erişemeyecekti.
Kağnılar yürüyordu yekpare meşaleden tekerlekleriyle
Ve onlar
ayın altında dönen ilk tekerlekti.
Ayın altında öküzler
başka ve çok küçük bir dünyadan gelmişler gibi
ufacık kısacıktılar
ve pırıltılar vardı hasta kırık boynuzlarında
ve ayakları altından akan
toprak,
toprak,
ve topraktı.
Gece aydınlık ve sıcak
ve kağnılarda tahta yataklarında
oyu mavi humbaralar çırılçıplaktı.
Ve kadınlar
birbirlerinden gizleyerek
bakıyorlardı ayın altında
geçmiş kafilelerden kalan öküz ve tekerlek ölülerine.
Ve kadınlar
bizim kadınlarımız:
korkunç ve mübarek elleri
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yarimiz
ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
ve kara sabana koşulan ve ağıllarda
ışıltısında yere saplı bıçakların
oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan
kadınlar,
bizim kadınlarımız
şimdi ayın altında
kağnıların ve hartuçların peşinde
harman yerine kehriban başlı sap çeker gibi
aynı yürek ferahlığı,
aynı yorgun alışkanlık içindeydiler.
Ve onbeşlik şaraplenin çeliğinde
ince boyunlu çocuklar uyuyordu.
Ve ayın altında kağnılar
yürüyordu Akşehir üzerinden Afyon`a doğru.

Hala öküzlerden sonra yerleri, hala aynı yorgun alışkanlık içindeler, hala ayırmazlar yanlarından çocuklarını, hala gerekirse yürürler Akşehir üzerinden Afyon'a doğru, kadınlar bizim kadınlarımız...

Ben Nazım kadar başarılı dizemiyorum kelimeleri yan yana, lakin özetle diyorum ki yorgun alışkanlıklarımızdan kurtulmalı, daha çok düşünmeli, daha çok çalışmalı, daha çok üretmeliyiz. Kutlayacak şeylerimiz olmalı...

4 yorum:

yeliz dedi ki...

bu şiiri ilk defa bir türk filminde duymuştum. hani uğur dündar hülya koçyiğit ikilisinin komedisi... çok etkilenmiştim şimdi tamamını tekrar okuyunca bir hoş oldum, güzel oldu be:) teşekkür ettim

Mustafa Rumelili dedi ki...

Gününüz kutlu olsun

dağlar kızı dedi ki...

Sabah sabah nasıl da iyi geldi. İşe gömülmeden gerçek dünyayı, gerçek dertleri, gerçek insanları düşündüm bir kez daha sayende. Gerçekten de silkinmek, kendimize gelmek, daha derin nefes almak gerek. İçimizdeki gücü bilmek ve bir yerde birleştirmek gerek sanki.

saricizmeli dedi ki...

Adile Naşit'e de yad edelim bu vesileyle. Takma kirpikleriyle köylü kadını oynayan Hülya Koçyiğit:)) Kuvayı Milliye Destanında Şoför Ahmet, Karayılan daha pek çok güzel şiirler var. Tavsiye ederim, Yeliz.

Çok teşekkürler, efenim.

Çok sevindim iyi gelmesine, dağlar kızı.