15 Şubat 2010 Pazartesi

Çuf çuf çuf ...

Hızlı tren, hızlandırılmış tren, yüksek hızlı tren her ne ise onu kullandım bugün. Hayallerim yıkıldı, daha derli toplu bir şey bekliyordum. Giderken 1 saat 40 dakika dönerken 1 saat 50 dakika. Giderken gündüzdü, 255 km/saat hız gördüm, gelirken gece olduğu için mi 245 km/saati aşmadık? Giderken müzik yayını yapılmadı, dönerken yapıldı. Neden acaba? Dönüşte Mandela'ya ilişkin bir film yayınladılar, yayına geç başladılar. Ankara'ya geldiğimizde film bitmemişti. Sonunu merak ettim. Bir de 255 km hızla giderken emniyet kemerine ihtiyaç yok mu? Trenlerde emniyet kemeri yok da. Fransızlar'ı çağıralım gar binalarımızı yapsın(!). Eskişehir Gar'ını Türkler yapmış sanırım:(

Giderken Murathan Mungan'ın Eldivenler Hikayeler'ini okudum. Yüksek Topuklar'da da gözlem gücüne hayran kalmıştım. Gene hayran kaldım. Kadından Kentler'i sevmiştim. Bu kitapta gözlem gücü dışında çok çarpmadı beni hikayeler. Hikaye okuyorsam o kısalıktan sarsıcı bir etki bekliyorum. Sabahattin Ali'nin hikayeleri dışında da beni çarpan pek hikaye görmedim henüz. Önerilere açığım.

Çiğ börek yemeden olmaz dedik, bir hayal kırıklığı da orda. Ama helvalarını pek beğendim. Şehri çok dolanma fırsatım olmasa da, davulun sesi yakından da pek hoş gibime geldi.

İş seyahatlerini özlemişim, iyi geldi.

4 yorum:

Hilal dedi ki...

sobe:)

Hülya'nın Tuna'sı dedi ki...

yüksek topuklarda çok iyiydi MM. kız çocuğu doğurmaktan tırsmıştım hatta :) o derece...

saricizmeli dedi ki...

saklanmayan ebe, hilal. pek yakında.

ah Tuğdecik ah, büyümüştür şimdi:))

anneyazar dedi ki...

Murathan'ın "Kırk Oda" sını tavsiye ederim. Murathan hikayeleri okumak istiyorsanız tabi.