9 Nisan 2010 Cuma

Mamoş

Mutfakta işlenirken televizyonun açık olmasını hep severim. Türküleri daha da bir severim. Türkçeye hayranlığının alt dalıdır türkülerimiz. Az önce de Hanım'ın Çiftliği eşliğinde bulaşıkları topluyordum. Muzaffer öldü. Ve fonda Mamoş çalmaya başladı. Bu benim ilk önce Erkan Oğur'un o meltem sesinde duyduğum bir türküydü. Sonra Ahmet Kaya'nın iç titreten versiyonunu dinledim.

Türkünün hikayesi şöyle:

"Elazığ'ın koca Mustafa Paşa mahallesinde oturan Bekir hoca'nın genç ve güzel bir karısı vardır. Bekir hoca Harput'ta namusuyla ve iyiliğiyle tanınan yumuşak başlı temiz bir insandır. Karısı ise gençliğin verdiği tecrübesizlikle evli olduğu halde komşularından, soylu bir aileden olan genç, yakışıklı Mamoş (Mehmet) ile ilişki kuracak kadar toydur daha. Mamoş'la Bekir hoca'nın karısı arasındaki sevgi gittikçe alevlenir. Etrafta bunu sezmeye başlamıştır. Fakat sevdalılar buna rağmen her şeyden habersizdirler. Fırsat buldukça buluşur, konuşur, sevişirler. Bekir hoca bunun neye varacağını hesaplamaktadır.

Bir gün karısına Harput'a gideceğini ve akşam dönmeyeceğini söyler. Bu fırsattan yararlanan genç kadın Mamoş'u eve davet eder, yerler içerler, eğlenirler. Bekir hoca ise Harput'a gitmemiştir. Karanlık basınca eve gelir ve sessizce kapıyı kendi anahtarıyla açar, sevdalıların bulundukları odaya gelir. İçerden onların eğlenceli çığlıklarını duyar, tabancasını çekerek odaya girer. Girer girmez tabancasını ateşler Mamoş'u kalbinden, karısını da ağzından vurarak öldürür. Bu olaydan sonra Bekir hoca zaptiyeye teslim olur. Adli bir heyetin eve gelip olayı yerinde incelemelerinden sonra duruşma sonunda Bekir hoca beraat eder."


Bu güzel türküleri yakan incelikli millete ne oldu böyle? Bedri Rahmi ne zaman bir köy türküsü duysa şairliğinden utanırdı. Bense inceliklerimizi kaybetmemizden utanıyorum bazen. Genç kadın yaşlı erkek evliliğinde, kadının yaptığını toyluk olarak görüp, ardından yaktığı türküde Bekir Hoca'ya isyan eden halk, ne zaman baba dayağını polise bildiren kızı diri diri gömer oldu? İşin en beteri, böyle haberler peşpeşe film gibi gözlerimizden geçer, biz de umursamaz olduk? Di kalk Mamoş di kalk, tabip getir imdada koş!


Ben gidip biraz Erkan Oğur dinleyeyim...

Pencere'den bir taş geldi,
Ben sandım ki Mamoş geldi.
Uyan Mamoş, uyan uyan,
Başımıza ne iş geldi.

Eyvah Mamoş, eyvah eyvah
Tabip getir yarama bak.

Penceresi yeşil yaprak,
Mamoş giyer kara kapak.
Kör olasın Bekir hoca,
Yatağımız kara toprak.

Eyvah Mamoş, eyvah eyvah
Tabip getir yarama bak.

Pencere'nin önü çardak,
Rakı içtik bardak bardak.
Körolasın Bekir hoca
Koymadın ki murat alak.

Eyvah Mamoş, eyvah eyvah
Tabip getir yarama bak.

Evlerinin ardı kavak,
Yağmur yağar ufak ufak.
Kör olasın Bekir hoca,
Ağzımdaki kurşuna bak.

Di kalk Mamoş di kalk, di kalk
Başımıza yığıldı halk.

Dışkapıyı araladın,
Ah bahtımı karaladın.
Kör olasın Bekir hoca,
Mamoş'uda yaraladın.

Di kalk Mamoş di kalk, di kalk
Başımıza yığıldı halk.

Mamoş paltonu tutayımmı?
Hayrın için satayımmı?
Mezarında boş yer varmı?
Ben'de gidip yatayımmı?

Eyvah Mamoş, eyvah Mamoş
Tabib getir imdada koş.

3 yorum:

Hülya'nın Tuna'sı dedi ki...

böyle haberleri umursamaz olduk. bir de bihteri behlülü ağzımız bi karış açık izler ve de imrenir olduk :)

Mustafa Rumelili dedi ki...

Bilerek izlemk ne güzel...Ayni saatlerde annen ve ben ne kadar içli bir türkü deyip geçmiştik. Yazını okuyunca bir kez daha yorumlayıp bi daha içlendik...

Güzel insan atına binip gitme... Hep armızda kal ... Sevdiklerinle...

Seni seviyoruz

Evren dedi ki...

Bu türküyü bizim YavruSu çok seviyor, hatta öyle ki gece yatarken sürekli Mamo Mamo diye istek yapıyordu bir ara, artık Mamoş uyan kısmını öğrenmiş onu söylüyor. Erkan Oğur'dan dinliyoruz biz de, çok seviyoruz. Ahmet Kaya'dan hiç dinlememiştim, çok merak ettim. Hikayesini ise bilmiyordum, ne güzel yazmışsın bağlamışsın, eline yüreğine sağlık.