Okuyanlar, okumayanlara da duyursun.
Oyuncaklarımız, gereçlerimiz eksik diyen bir anaokulu var mı bildiğiniz?
Yorum bırakabileceğiniz gibi, e-posta da gönderebilirsiniz.
13 Şubat 2011 Pazar
12 Şubat 2011 Cumartesi
Bozalı Kek - Mmmmm...
Bir değişik kek tarifi görsem dayanamıyorum.
Mutfak Sırlarında gördüm tarifi. Bozanın tadını beğenmeyip denemeler sonucu yapmış. Benim bozam çok lezzetli (Vefa) olmasına rağmen fikir çok hoş geldi denedim. Tabi hiç bir kuvvet bana 1 sb yağı keke ekletemeyeceği için yarım su bardağından bile az yağ koydum. Kıvam koyu olunca da göz kararı süt ekledim. Bu arada gelip giderken zencefili yarım değil tam çay kaşığı eklemişim. Ama sonuç bizim aileden yıldızlı on aldı.
Tarif şöyle
3 yumurtayla 1 sb şekeri çırpıyoruz (benimki 1 su bardağından iki parmak azdı 10 çb kaşığıydı, bir sonrakinde 8 çorba kaşığını deneyebilirim).
Yarım su bardağından az yağ bir su bardağı bozayı da ekleyip çırpmaya devam.
2.5 su bardağı unu, 1 paket vanilyayı, 1 tatlı kaşığı tarçını, 1 çay kaşığı toz zencefili de ekleyip karıştırıyoruz. Kıvam alacak şekilde süt ekliyoruz (tam anne oluyorum canım, göz kararları başladı), 1 tane de kabartma tozu.
Yağlanmış kek kalıbında, 180 derece fırında yaklaşık elli dakika pişiyor.
Şimdi ikinci dilimi yutmamak için ne çareler bulsak acep:)
11 Şubat 2011 Cuma
36. hafta - Çok çok azaldı zaman.
Pazartesi günü Beyceyiz hastalandı. Salı günü başlayan halsizlik, titreme çarşamba sabahı başını kaldıramamaya dönüştü. 3 iş günü başımı kalıramadan yattım. Cumartesi de aynı biçimde devam etti. Pazar biraz kendime gelir gibi oldum. Bu arada perşembe UE ateşlendi. Neyse ki evde destek kuvvet vardı da telef olmadan atlattık süreci (onlara bulaştırmamış olmamız, kul sıkışmadan hızır yetişmez felsefesi dışında nasıl açıklanır?)
Başımı kaldıramadığım aralarda, bir 35+1 kontrolü oldum geldim. Doktoru aradık, randevularda sarkma var mı, bekleyecek halim yok diye. Gelin yok dedi. Ama NST ve doktor arasında biraz beklememiz gerekti. Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi. Beklerken beynim akıyor sandım.
NST gayet iyi. Hiç bir şey kesin değil ama erken doğum riski gözükmüyor. Ben bir kilo, bebek aşağı yukarı 800 gram almış (hep asıl kilolarımı ilk 6 ayda alıyorum ben). 2800 küsür olmuş pıtırcık (35+1). Gene yüzünü göstermedi. Ve hala ters. Ben zaten bir sezaryen tadacak insanmışım. Beklenen doğum tarihi 4 marta inmiş. Doktor 22-23-24 de alırız gibi görünüyor dedi. Ama son karar 16 Şubattaki görüşmede verilecek. Tatlı bir heyecan sardı ki sormayın gitsin, azıcık merak, biraz korku, biraz sevinç değişik bir karışım.
4 gün sürekli uzanınca ayaklarım, hamilelik öncesine döndü.
Bu arada sağ elimdeki uyuşmaları doktoruma sordum. Ödemlerden kaynaklı, doğum sonrası geçecek.
Kulaklarım ve burnum hamilelik boyunca tıkalıydı. Hata 2-3 hafta önce telefon çalmış çalmış duymamışım, UE kaptı getirdi baba arıyor diye:)) Hastalıkla birlikte iyice sağır sultan oldum. Gece diş köklerim ağrıdı. Limonlu sıcak su içmeye kalktım, içerken oyalanayım diye televizyonu açtım. Gece üçte disko kralı oluyormuş, beyceyzim koştu geldi, kıstı sesi. Duymadığım için açmışım da açmışıom sesi. Bana kalsa azıcıktı:)) Gecenin sessizliğinde inletiyormuşum ortalığı.
Bir doğuracağım, ödemler gidecek, duymaya başlayacağım, karnımdaki kocaman tüyler gidecek (hormonların etkisiyle devasa olan sonra dökülen bir oluşum, neyseki), kalp çarpıntılarım geçecek, kaburga ağrım bitecek. Mutteşem olacağım:))
Bugün itibariyle günü çalışma faslını bitiriyorum. Pazartesi uğrayıp sevkimi alıp alamastık diyip kızlarla öğle kahvesi içip ayrılacağım. Biraz ev hayatı ve büyük buluşma.
Bu hafta arkadaşlarımın uğurlama yemekleriyle geçti. Arkadaşlarım iyi ki varlar. Şımart şımart bitiremediler beni.
UE'yi fikre yavaş yavaş ısındırıyorum.
A : UE, sen de benim karnımdaydın sonra bize Ce-ee yapmıştın ya. NE de artık büyümüş, bize Ce-ee yapacakmış.
UE : Napmasıııın, burası soğuk.
....
A: UE, NE nerede uyusun?
UE: Paakta, salıncakta.
A: Ama soğuk olmaz mı?
UE: Benim gri olmayan montumu giysin (Sevmediği montlarından kakalıyor gene), atkı taksın, bere taksın.
E gelince, evde şenlik olacağa benziyor.
Ve şenliğe sadece 10-14 gün kaldı....
Rokaları birbirine ekleye ekleye günleri geçiriyorum. Pazardan alınan yeşillikleri özetleyeyim, 8 demet roka, 3 demet kıvırcık. Durumu siz hayal edin. Gece yatağa yattığımda gidip roka kutusunu alıp gelip bitirmişliğim var:)
5 Şubatta bir baby shower yapacaktık NE'ye. hastalanınca kaldı. Katılımcılara soracaktık, ne zaman doğacak tahmin edin diye. Soramadık. Bari okuyuculara soralım, nasıl tahminler ne zaman gelecek sizce? Bu satırları yazarken 36+3'teyim.
Kilo alımı 14.5.
Başımı kaldıramadığım aralarda, bir 35+1 kontrolü oldum geldim. Doktoru aradık, randevularda sarkma var mı, bekleyecek halim yok diye. Gelin yok dedi. Ama NST ve doktor arasında biraz beklememiz gerekti. Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi. Beklerken beynim akıyor sandım.
NST gayet iyi. Hiç bir şey kesin değil ama erken doğum riski gözükmüyor. Ben bir kilo, bebek aşağı yukarı 800 gram almış (hep asıl kilolarımı ilk 6 ayda alıyorum ben). 2800 küsür olmuş pıtırcık (35+1). Gene yüzünü göstermedi. Ve hala ters. Ben zaten bir sezaryen tadacak insanmışım. Beklenen doğum tarihi 4 marta inmiş. Doktor 22-23-24 de alırız gibi görünüyor dedi. Ama son karar 16 Şubattaki görüşmede verilecek. Tatlı bir heyecan sardı ki sormayın gitsin, azıcık merak, biraz korku, biraz sevinç değişik bir karışım.
4 gün sürekli uzanınca ayaklarım, hamilelik öncesine döndü.
Bu arada sağ elimdeki uyuşmaları doktoruma sordum. Ödemlerden kaynaklı, doğum sonrası geçecek.
Kulaklarım ve burnum hamilelik boyunca tıkalıydı. Hata 2-3 hafta önce telefon çalmış çalmış duymamışım, UE kaptı getirdi baba arıyor diye:)) Hastalıkla birlikte iyice sağır sultan oldum. Gece diş köklerim ağrıdı. Limonlu sıcak su içmeye kalktım, içerken oyalanayım diye televizyonu açtım. Gece üçte disko kralı oluyormuş, beyceyzim koştu geldi, kıstı sesi. Duymadığım için açmışım da açmışıom sesi. Bana kalsa azıcıktı:)) Gecenin sessizliğinde inletiyormuşum ortalığı.
Bir doğuracağım, ödemler gidecek, duymaya başlayacağım, karnımdaki kocaman tüyler gidecek (hormonların etkisiyle devasa olan sonra dökülen bir oluşum, neyseki), kalp çarpıntılarım geçecek, kaburga ağrım bitecek. Mutteşem olacağım:))
Bugün itibariyle günü çalışma faslını bitiriyorum. Pazartesi uğrayıp sevkimi alıp alamastık diyip kızlarla öğle kahvesi içip ayrılacağım. Biraz ev hayatı ve büyük buluşma.
Bu hafta arkadaşlarımın uğurlama yemekleriyle geçti. Arkadaşlarım iyi ki varlar. Şımart şımart bitiremediler beni.
UE'yi fikre yavaş yavaş ısındırıyorum.
A : UE, sen de benim karnımdaydın sonra bize Ce-ee yapmıştın ya. NE de artık büyümüş, bize Ce-ee yapacakmış.
UE : Napmasıııın, burası soğuk.
....
A: UE, NE nerede uyusun?
UE: Paakta, salıncakta.
A: Ama soğuk olmaz mı?
UE: Benim gri olmayan montumu giysin (Sevmediği montlarından kakalıyor gene), atkı taksın, bere taksın.
E gelince, evde şenlik olacağa benziyor.
Ve şenliğe sadece 10-14 gün kaldı....
Rokaları birbirine ekleye ekleye günleri geçiriyorum. Pazardan alınan yeşillikleri özetleyeyim, 8 demet roka, 3 demet kıvırcık. Durumu siz hayal edin. Gece yatağa yattığımda gidip roka kutusunu alıp gelip bitirmişliğim var:)
5 Şubatta bir baby shower yapacaktık NE'ye. hastalanınca kaldı. Katılımcılara soracaktık, ne zaman doğacak tahmin edin diye. Soramadık. Bari okuyuculara soralım, nasıl tahminler ne zaman gelecek sizce? Bu satırları yazarken 36+3'teyim.
Kilo alımı 14.5.
10 Şubat 2011 Perşembe
Mutluluktan erime haftası...

UE'nin M. teyzesi, 1. yaşgününe yetişsin diye başlayıp 2 yaş 3 aylıkken tamamlamış el emeği göz nuru bu güzel hediyeyi. M. Teyzesi'nin dilediği gibi UE'nin bu yelkenli kadar özgür bir birey olduğunu, M. teyzesiyle birlikte görmek de benim dileğim. Biliyorum ki, M. teyzesi UE'nin hayatında yelkenlinin yakınındaki fener gibi hep yakın ve de yol gösterici olacak. Benim hayatımda çoğu kez ondan çok şey öğrendiğim, çoğu kez kendime örnek aldığım, iyi ki var dediğim gibi UE'nin hayatında da olacak.
(Ne arada başladın el emeği göz nuru işlerine? Ben de dikiş makinesi mi alsam heveslerindeyim, böyle şeyler beceremezsem diye heveslerim yıkıldı şimdi:))
Yıllar önce doğumgünümde bana masal yazıp, resimleyip bastırdığında ömrümde aldığım en güzel hediyelerden birini aldığımı biliyordum... Şimdi teyze oğluma da en kıymetli hediyelerinden birini verdi.
Ne kadar şanslıyım, bu kadar özel arkadaşlarım var. Ben bu hafta mutluluktan eridim de eridim.
Pinkim, özenlisin, düşüncelisin, eğlencelisin iyi ki benim biricik arkadaşımsın. Seni seviyorum, denizler kadar...
Yanlış Alarm
Dün gece birer saat aralı 4 sancı oldu.
Amanin geliyor dedim.
Annem şu valizini hazırlasın amaçlı kandırık sancıymış. Vesileyle valiz hazırlandı:))


Hamile Bandı Hülya'nın gebelik hediyesi. Artık hakkını veriyorum. Sanal Tükkan'dan
Amanin geliyor dedim.
Annem şu valizini hazırlasın amaçlı kandırık sancıymış. Vesileyle valiz hazırlandı:))


Hamile Bandı Hülya'nın gebelik hediyesi. Artık hakkını veriyorum. Sanal Tükkan'dan
8 Şubat 2011 Salı
İyi ki mutluluktan doğurulmuyor...
Gülleri solduranın gülebileceğine inanmadığım gibi, ay gülüşlü insanların güldürme yetilerinin daha gelişkin olduğuna inandım hep. Bugün de kanıtlandı bu inanışım.
Daha önce bize Çukurova'nın beyazını bereketini katıp kitaplar gönderen gülüşü gülden güzel Evren , bu sefer de beni bu güzel resimle mutlandırdı. Kocaman bir gülümseme yerleşti suratıma.
Bir Dolap Kitap'tan Banu'nun Moli ve Olaf'larından bizim için seçmiş Evren.
Ama size küçük bir sır vereyim mi onlar Moli ve Olaf değil Umut Ege ve
Kardeşi Nehir Ece. Evet ismi de açıklayalım artık. Doğa Ece diye düşündüğümüz isim, ulama engelinden dolayı Nehir Ece seçeneğine döndü. Gün Ece, Ekin Ece, Defne Ece diğer seçeneklerimdi. Ana baba mutabık kaldığımız bu oldu.
Büyümüşleeer, şehre bir kış gelmiş, bir güzel kar olmuş, mevsim değişmiş karasal olmuş, iki kardeş kardan adam yapmışlar. Anne bir camdan çocuklarına, bir uzaklardan yıllar önce gelen resme bakmış, gülümsemiş...
Evren çok çok çok teşekkür ederim, çok mutlu ettin beni kilometrelerce uzaktan. Banu'nun da ellerine sağlık. İyi ki mutluluktan doğurmak diye birşey yok, az kalsın mutluluktan doğurayazacaktım bugün. Düşünülmek, sevilmek, özen gösterilmek, el emeği sunulmak ne güzel şeyler böyle...
Kış çayı da Sütüme Sarelleme Karışma'dan .
Kış kızı Nehir Ece, sen de böyle çok sevil...
7 Şubat 2011 Pazartesi
35. Hafta - Alışverişler yapılıyor...
35. Hafta enerjik başladı, hastalanıyorum mu ne diyerek bitti. İyileşip yazması da bu vakti buldu.
Yılın karıyla geçirdik 35. haftayı. Aman kaydımdı kayıyorumdu korkularıyla. Düşmeyeyim derken ağır ağır yürürken kaptım kesinlikle şifayı:))
35. Hafta eve ilişkin düzenlemelerin (2 çocukla hayat zor, sinerji olacak, nerde alışveriş yapılır ki diyip aradak çıkardık) yapıldığı hafta oldu.
Bebek şekerlerini de beğendik. İki buçuk senede moda ne çok değişmiş. Kova ve bebek arabası şeklinde şekerleri beğendik. Burcu kova olsaydı daha cuk otururdu, ama abisinin kendisine Kova ismini vermesine ilişkin sevimli bir ilişki kurdum ben kendimce:))
Giysileri yıkandı, ütülendi, hazırlandı.
Kaburga ağrım tüm şiddetiyle devam ediyor, kalp çarpıntılarım da. Merdiven çıkmak kabusum. Ayrıca yüzüm çok şişti. Burnum kocaman bir patates oldu.
Yılın karıyla geçirdik 35. haftayı. Aman kaydımdı kayıyorumdu korkularıyla. Düşmeyeyim derken ağır ağır yürürken kaptım kesinlikle şifayı:))
35. Hafta eve ilişkin düzenlemelerin (2 çocukla hayat zor, sinerji olacak, nerde alışveriş yapılır ki diyip aradak çıkardık) yapıldığı hafta oldu.
Bebek şekerlerini de beğendik. İki buçuk senede moda ne çok değişmiş. Kova ve bebek arabası şeklinde şekerleri beğendik. Burcu kova olsaydı daha cuk otururdu, ama abisinin kendisine Kova ismini vermesine ilişkin sevimli bir ilişki kurdum ben kendimce:))
Giysileri yıkandı, ütülendi, hazırlandı.
Kaburga ağrım tüm şiddetiyle devam ediyor, kalp çarpıntılarım da. Merdiven çıkmak kabusum. Ayrıca yüzüm çok şişti. Burnum kocaman bir patates oldu.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)