Ek gıda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ek gıda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Eylül 2011 Cuma

Ek Gıda

5.5 ayda başlayalım dedi bu seferki doktorumuz. Ama önerisi hazır muhallebi olunca, tavrım hmm tamam öyle yapalım diyip bildiğimi okumak oldu. Tatilde oluşumuz nedeniyle, 6. ayın beslenmesini telefonda nasıl konuşuruz detaylı dediğinde, eski doktorumuzun uygulamasıyla gitsek olur muya tamam cevabını alınca bildiğimi okumak iyice kolaylaştı.

Hayat Güzeldir, demiş ki hiç bişi yediremedik. Ben de diyorum ki, o da birşey mi ben 2 keredir başlangıçta hiç birşey yediremiyorum. Ama bu sefer farklı, panik değilim, biliyorum ki alışma evresinde. UE bir yaşına kadar et yemedi, şimdi en iştahla yediği şey et. Bu deneyimle akışına bıraktım. Anne sütü bir daha yok ve içeriği halen çok kuvvetli. Tattırdıklarımdan ne kadar yerse, kalanı sütle tamamlansın.

Bizim listemiz şöyle:
1. Hafta: Meyve püresi (Elma, havuç ardından muz armut) 8. aya dek narenciye, 1 yaşa kadar kivi çilek yok.
Sabah 10-11 arası 2-3 kaşık ile başlıyoruz hergün öncekinin iki katına çıkarak 100-150 cc ye ulaşılır. Püre cam rende ile yapılacak. Bendenizin cam rendesini annem vermişti, aile geleneği cam rende yaptık:)
--------------------------------------------------------------------------------

2. Hafta: Sebze püresi (Patates, havuç(hem meyveymiş hem sebze:)), kabak, maydanoz, brokoli, ıspanak, küçük soğan, pirinç, kırmızı mercimek, 1 kaşık zeytin yağı haşlanır rondo vb. kullanılmaz analarımızın devrindeki gibi çatalla ya da tel süzgeçle ezilir.) (Bu arada, doktor küçükken yaz kış sebzesi ayrımıyla büyüdüğümüzü, farkı bildiğimizi unuttu galiba. Yaz geliyor, kabak dışında yaz sebzesi vermedi bize. Çocuğu küçükten günümüzün abuk beslenme düzenine alıştırma amacında da olabilir tabi.)
Öğlen : 2-3 kaşık ile başlıyoruz hergün öncekinin iki katına çıkarak 100-150 cc ye ulaşılır
--------------------------------------------------------------------------------

3. Hafta: yoğurt (kısa raf ömrü olan doğal hazır yoğurtlar da olabilir, ama biz evde kendimiz yapacağız.)
İkindi: 2-3 kaşık ile başlıyoruz hergün öncekinin iki katına çıkarak 100-150 cc ye ulaşılır
--------------------------------------------------------------------------------

4. Hafta: Kahvaltı: (2-3 bebe bisküvisi asla daha fazlası değil ya da 1 dilim ekmek, evde yaptığım tam buğday ekmeği de olurmuş. Evde yenen peynir minicik parçalara ayrılıp gece suya konacak, 50 gram, 1-2 kaşık pekmez (Nigar Teyzemiz, var mı halen ev yapımı pekmez?), 1-2 çay kaşığı dövülmüş ceviz, sağılmış anne sütü, mama, yoğurt ya da taze meyve suyuyla çatalla ezilir)

1. Hafta : Meyve
2. Hafta : Meyve + Sebze
3. Hafta : Meyve + Sebze + Yoğurt
4. Hafta : Meyve + Sebze + Yoğurt + Kahvaltı


6. ay bitince başladık, şimdi yoğurt haftasındayız.

15 Haziran 2009 Pazartesi

İlk Piknik

7.5 aydır evhanımı hayatı yaşıyorum, bir faydam olamadı çalışkan arkadaşlarıma. Dedim hadi toplanın size poğaça yapayım da ODTÜ'de piknik yapalım (ODTÜ kurulurken, neler amaçlandı acaba, hiç akıllarına geldi mi, bebeklere gezi, annelere teyzelere ferahlama mekanı olacağı). Aslında geniş bir kitle davet ettik ama gelebilen Mehtap ve Yasemin oldu. Çilli'nin çarprazına serdik piknik örtülerini, Yasemin'in kurabiyelerini, sağlık kekini (Mehtap'ın da dediği gibi, kat güzelim şekeri bolca, hamileyken akşam 5 suları tırmalanırken, bu keki bulunca hiç böyle şekeri azdı ıttırı vıttırı demiyordum di mi:)) poğaçaları yedik, çayları içtik, hoş geçtik, üstüne de enfes türk kahvesi. Umut Ege piknik işine bayıldı. İlk pikniğini de gerçekleştirmiş oldu. Eve dönerken de arabada uyuyunca annesi bu duruma bayıldı:))

Umut Ege'den diğer haberleri verecek olursak...

İşte huzurlarınızda Umut Ege'nin dönme dolabı. En dandirik ev eşyalarının en keyifli oyuncaklar olması kuralı asla bozulmaz.


Uyuduğunu mu sandınız :P


Kadro tamamlanınca haftasonları çok daha keyifli geçiyor, bu Umut Ege'ye de yansıyor.



Sanırım tek emeklemesiyle kalacak ve emeklemeden yürüyecek. Artık, "elini uzat tutunayım kalkayım" taleplerini adımlar izlemeye başladı. Parmaklarıma tutunup kalkıp, park yatağına tutunup biraz takılıyor, ilerleyeyim derken ellerin ikisi birden bırakılınca sonuç budur:))





Yemek işlerine gelince, kıymayı köfte formatına soktuk o da kar etmedi. Bu akşam köfteyi suya minik parçalar halinde katıp yedirince yedi. Çorbaya eklemişliğimiz de kar etmemişti. Siz bir şeyi nasıl severseniz çocuklar da öyle sever felsefesine uyayım derken bu fena darbe oldu. :)) Adam gibi sulu köfte mi yapsam?

3 Haziran 2009 Çarşamba

Vejeteryan mısın nesin?


Kıymayla başı dertte. Taneli geliyor olabilir diye blenderdan geçirip püresine kattım, anında farketti bastı yaygarayı. Bugün makarnayı çatalla irice olacak şekilde ezip verdim, yalana yalana yedi. Sorun iri tanelerde değil buradan da görüleceği üzere. Kıyma formunu sevmedi köfte parçası halinde verelim dedim ıh -ıh. Annemin tavsiyesine uydum eline verdim kendisi yesin diye, o da olmadı. Kıymada durum böyleyken, tavuk etiyle arası iç güveysinden biraz daha hallice. Bir yemeği 10 kere vermeden sevdi sevmedi denemez demişti doktor. Denemelere devam. C planım kıyma ekmek içi ve yumurta sarısıyla köfte yapıp denemek. Yoğurdumu da sevmiyordu şimdi büyük iştahla yiyiyor, belki de etle de böyle olur:))

D,E planları için tavsiyelere açığım.

20 Mayıs 2009 Çarşamba

Çocuğumun bir Dikili ağacı bile var.

Çocuğunun bir dikili ağacı olmayan annelerin aksine çocuğumun bir dikili(iki anlamda da :)) ağacı var. Umut Ege'nin Dikili dolaylarında bir incir ağacı oldu. Umarım tutar, umarım ikisi de tadından yenmez.


Havaların ısınmasıyla birlikte soyunduk. Ağa pozlarına devam ediyor:)) Çok terlemeye başladı. İnce giydirsem üşür mü, böyle giyinirse de olmuyor. Giy çıkar devam ediyoruz.



Geceleri çok sık aralıklarla uyanmaya başladı. Ben alıştım sanırım uykusuzluğa. Sabah yataktan kalkmayı başarabilirsem, günün geri kalanında çok uykulu gezmiyorum.

Baba,meme gibi tekrarlara başladı. Anne benzeri birşeyler ne zamandır söylüyordu, ama babanın benzeri filan değil kendisini söylüyor. NEymiş erkekler anne düşkünü olurmuş, peah.

Annesinin oğlu fotograf makinesi görünce kendinden geçiyor.







Kahvaltılar da başladı, günün en iştahlı giden öğünü şimdilik.

Jurim cumaya ertelendi, 2 gün daha heyecan devam edecek.

14 Mayıs 2009 Perşembe

Yemedim yedirdim, yemedi yedim:))

Koşturma Umut Ege ve sınav cephesinde devam ediyor. Çocuğun yediklerinden arta kalanı yiyen şahıs olarak Annelik alışkanlıkları geliştirmeye devam ediyorum. Umut Ege'ye pürelediğim elmanın kabuklarından çay, sebze püresinin kalanından çorba... Yoğurt mayalama konusunda oğlumun gözüne giremedim. Doktorun önerdiği gibi kısa raf ömürlü A.O.Ç. yoğurdu alayım bakalım ona ne tepki verecek dedim, 27 mayıs son kullanma tarihli kısa raf ömrüyle karşılaştım. Acaba daha minik paketlerdekiler mi kısa raf ömürlü, diğer marketlerde araştırmak lazım. Yaptığım yoğurdun tadına bakıyorum fena da değil ama, biraz daha çaba göstereceğim galiba.

Sebze püresini tazecik yapabilmek için haftada 2 gün pazar yapıyoruz. Şansımıza semtte hem perşembe hem pazar günü pazar var. Çıktım ben de sabah pazara, kadıncağızın biri satıcılarla anlaşmaya çalışıyor ingilizce. Satıcı bana, "abla bir ingilizce konuşsana" diyince (nerden anladıysa ingilizce bildiğimi, ODTÜ mezunları gibi 3 türkçe bir ingilizce de konuşmuyoruz ki:)) derdini anladık. Portakalları pek pahalı bulmuş (portakal değil de minicik demet semizotu 3 ytl olur mu? miniciklerdi neyse ki diğerleri gibi kart değillerdi.), sonradan öğrendik 3 haftalık Gabriel'in ananesiymiş. Türk damada gönlünü kaptıran kız yerleşmiş Ankara'ya. Gabriel'in ananesi de gelmiş kıza desteğe. Parka çıkarırız çocukları dedim, mümkün değil çok ufak bebek dedi. Bendeki el kadar bebeği sokaklarda büyüten Avrupa'lı imajı fena halde yıkıldı tabi:))

Umut Ege'yi çalışma odasına yanıma aldım. İki oyun biraz okuma devam ediyoruz. Ne bulsak da oynatsak çalışmalarında pilates'e başlattım kendisini:P YErlerde dolandı, biraz da kitapları inceledi. Ben evdeki kütüphaneye baka baka, sonra ala okuya güzel bir okuma alışkanlığı edindim, umarım bizimkinde de aynı süreç işler.






4 Mayıs 2009 Pazartesi

Giderek büyüyoruz.

Pazar sabahı güzel bir giderek büyüme (tanıştırma) kahvaltısındaydık. Mekanın kocaman avizeleri, herkesin kucağında sırayla keyif, duvarlardaki suluboya resimler ve salkım domatesler sayesinde Umut Ege de ağzı kulaklarındaydı ta ki acıkana kadar. Yanıma biberonla süt almıştım, biberonu da pek güzel ısıtmıştık. Ama ı-ıh. İç-mi-yor. Doğum beklenen tarihte olsaydı 2-3 derse gitmem gerekecekti. Beklenenden erken olunca sayı fazlalaştı. 21 Ekim'de Umut Ege doğdu, 29 Ekim'de ders yapılmadı, bir sonraki hafta dersteydim. Emzirip çıkıp, derse biraz geç kalıp, genelde bir sonraki emmeye yetişiyordum. Doktoru anne memesine benzer üç delikli biberon başlarından edinmemizi tavsiye etmişti fakat gene de korkuyordum biberona alışıp emmeyi bırakmasından (Dilek bu sıkıntıyı yaşadığı için aman ha diye uyarınca iyice endişeliydim). Bu nedenle anneanneye oyalayabildiğin kadar oyala sonrasında yetişemezsem biberondan içsin, babasının bu akşam sütü sağ bir gece dinlen tekliflerine (nasıl da caziplerdi) hayır diyordum. Dersler uzadığı zamanlarda, arada babaya bırakıp biryerlere gittiğimde biberondan süt içti. Fakat biberon olduğunda çok çok az içiyordu. Zaten alışmasın dediğim için üstelemiyorduk. İstediğimizi başardık, ama artık biberonla içsin dediğimiz noktada da o bu işten hiç hoşnut olmuyor (gerçi içindeki pekmezli su olunca, biberonu çekince ağlıyor, işine geldiğine göre demek ki.). Gittiğimiz yer eski bir Ankara konağı. Bölüm bol. Bölümlerden birinde karnını doyurup uykuya daldı. Sonra uyandı biraz daha oyalandı, mıkırdanmaya başladı biz izin istedik. Dışarı çıkıp arabasıyla güneş görünce gene uykuyu aldı, biz de sürpriz yapıp geri döndük birer çay daha içtik. NŞA, ne sıkıntılı durum denecek bu durum, o kadar da keyifli geliyor ki. Umut Ege ve sevgili dostlarımla vakit geçiriyorum. Onların rahatlarını bozma endişesi dışında hiç kaygımız yok, aksine keyfimiz var.

Efendim gelelim tanıştığımız şahsa. Üniversiteden beri kanki dört arkadaştan son yüzüksüz olan (ikisi evli biri nişanlı), bizi yeni eniştemizle tanıştırdı. Ettiğim en güzel kahvaltılardan biri, ekip giderek büyüyor. 2008- 2009 sezonunda ekibe 2 damat bir de ufaklık katıldı . Neşemiz bol olsun, onların mutlulukları da daim.


Eve dönüşte mutlu son, Umut Ege katı gıdalara sinsirim sistemiyle de uyum sağladı.

Dünün meyvesi deveci armuduydu, bugününki muz. Armut ve Muz sevme sıralamasında önde, peşinden elma ve havuç geliyor.

Yere battaniye serip oyun alanı yaptık. Sırtüstünden yüzüstüne de dönebildiğini, sehpanın altına elini sokup çıkaramayınca ağlamasıyla anladık. Fakat henüz canlı tanığı değiliz. Akşam el feneri ile duvara yaptığım el yansımalarını ve tiyatroyu izledikten sonra da vakitlice uyudu.

Bu sabah 2-3 kaşık sebze püresi ile sebze faslına başladık. Sebze püresi çok hoşuna gitti (ben de tadına baktım, çok lezzetli. Her gün taze taze yapar, kalanlarını ben yerim).

2 Mayıs 2009 Cumartesi

Bozkır'a renk katanlar...

Yıllar önce konu başlıkları apayrı olmak üzere ben gene bir sınava çalışıyorum, ÖSS türkçe bu sefer. Paragraf sorusu, Ankara'da baharda kırk gün süren yağmurları anlatıyor, kırkikindileri. İlk defa duyuyorum bu terimi. Paragraf sorularını çözmemin ödülünü alıp üniversiteyi kazanıyorum:) Ve kırkikindilerin tanığı oluyorum, Beytepe'nin yeşilinde. Sonra Bahçeli'de kendi evim, sokağında öylesine güzel ağaçlar vardı ki, kırkikindiler beni apayrı mestederdi. Sonra kuruyuverdi Ankara, kırkikindi hayalleri kalakaldı. Ve gene bu sene, bir yandan Umut Ege Ankara'nın bozkırını bana yeşillendiriyor, bir yandan da kırkikindiler.

Akşamüstü kızlarla Yasemin'de toplandık. Ne zamandır Umut Ege'yi görmüyorlardı. Marifetlerimizi sıraladık teyzelere. Yerde battaniye üzerinde kendi kendine epeyce oyalandı. Evde de bu düzeneği kurmanın zamanıdır artık. Öznur davetiyelerini verdi, düğün resimlerinde ufak bebek görüntülerinden birini vermek için sabırsızlanıyoruz.

Efendim bozkır'a renk katanları bitirerek diğer konu başlıklarımıza geçelim.

Kabızlık problemimiz devam ediyor, doktorumuz en az 150 cc su içecek, muhtemelen sütünüz çok yoğun sorunu giderecek yeterli su alamıyor (daha önce daha sık emzeirin demişti) dedi. Su tek başına çekici gelmezse (ki gelmiyor), pekmezle karıştırıp deneyin diye ekledi. Bu uygulamayla 120 cc'ye ılaştık. Umut Ege her hangi bir sıkıntı göstermediği için beklemedeyiz.

Aldığım yeni bir önlük var, önü çepli ve muşamba, sil kullan yıka kullan, çok pratik tavsiye ederim. Yoğurt öğünleri için evde yoğurt mayalama çalışmalarına başladım, ilk deneme başarılı. Acemi şansı da olabilir;) Yarın pazardan sebze püresi için alışveriş yapmamız lazım. Ne arada geçiverdi bu ilk hafta.

1 Mayıs 2009 Cuma

Bak sen şu aktif dinamik heyecanlıya.

Artık eminim, iç basınç çocuğumu harekete zorluyor. Dün döndü, bugün de ayak parmaklarını yakalayıp emdi:))



Akşamüstü ODTÜ açık hava yormacası, ardından havuz haline getirilmiş küvette keyif, peşisıra da uykuya pat diye dalma.



Dün yeşil elmanın tadından pek hoşlanmamıştı, kırmızı elmaya döndük bugün. Yemek konusunda çok problem yaratmış bir çocukmuşum, annem yemek yiyeyim diye beni mahalledeki çocuklarla beraber yedirmeye çalışırmış ,mahallenin çocukları semirmiş ben bir deri bir kemik. Günümüze gelindiğinde görülmektedir ki, doğum sonrası kilolarımı nasıl versem diyen, tüm sebzelere bayılan (pek çoğunu çiğ tüketen), sağlıklı beslenme tutkunu bir kadın ortaya çıkmış o çocuktan. O zaman kuş geldi, balık çıktı , ham yaptı vb. demeden, istemiyorsan yeme annesi olmaya çalışacağız. Ama ne olduğunu beraberce göreceğiz:)) Mira'nın annesi de bu konuda bir yazı yazmış, www.miracik.com/index.php/category/beslenme adresinden erişebilirsiniz.

27 Nisan 2009 Pazartesi

Ve huzurlarınızdaaaa ek gıdalar...

Pazar günü Balıkesir'den Ankara'ya döndük. Umut Ege artık ana kucağında oturmak istemiyor, böyle olunca bol bol mola vererek, oğlanı dinlendirerek geldik evcağzımıza.
Bugün de doktor kontrollerimizi gerçekleştirdik. İşte ek gıdalarımız:

Kurallar:
1. Mama sandalyesinde oturulacak
2. Elinde kaşık tutacak
3. Önünde yediğinden bir parça olacak
4. 1.5 saattir emmemiş olacak
5. Mama sandalyesinde sofraya katılıp anne babayı izleyecek.

1. Hafta: Meyve püresi (Elma, havuç ardından muz armut) 8. aya dek narenciye, 1 yaşa kadar kivi çilek yok.
Sabah 10-11 arası 2-3 kaşık ile başlıyoruz hergün öncekinin iki katına çıkarak 100-150 cc ye ulaşılır. Püre cam rende ile yapılacak. Bendenizin cam rendesini annem vermişti, aile geleneği cam rende yaptık:)

2. Hafta: Sebze püresi (Patates, havuç(hem meyveymiş hem sebze:)), kabak, maydanoz, brokoli, ıspanak, küçük soğan, pirinç, kırmızı mercimek, 1 kaşık zeytin yağı haşlanır rondo vb. kullanılmaz analarımızın devrindeki gibi çatalla ya da tel süzgeçle ezilir.) (Bu arada, doktor küçükken yaz kış sebzesi ayrımıyla büyüdüğümüzü, farkı bildiğimizi unuttu galiba. Yaz geliyor, kabak dışında yaz sebzesi vermedi bize. Çocuğu küçükten günümüzün abuk beslenme düzenine alıştırma amacında da olabilir tabi.)
Öğlen : 2-3 kaşık ile başlıyoruz hergün öncekinin iki katına çıkarak 100-150 cc ye ulaşılır

3. Hafta: yoğurt (kısa raf ömrü olan doğal hazır yoğurtlar da olabilir, ama biz evde kendimiz yapacağız.)
İkindi: 2-3 kaşık ile başlıyoruz hergün öncekinin iki katına çıkarak 100-150 cc ye ulaşılır

4. Hafta: Kahvaltı: (2-3 bebe bisküvisi asla daha fazlası değil ya da 1 dilim ekmek, evde yaptığım tam buğday ekmeği de olurmuş, ben bebe bisküvisinden kaçabildiğim kadar kaçacağım. Evde yenen peynir minicik parçalara ayrılıp gece suya konacak, 50 gram, 1-2 kaşık pekmez (Nigar Teyzemiz, var mı halen ev yapımı pekmez?), 1-2 çay kaşığı dövülmüş ceviz, sağılmış anne sütü, mama, yoğurt ya da taze meyve suyuyla çatalla ezilir)

1. Hafta : Meyve
2. Hafta : Meyve + Sebze
3. Hafta : Meyve + Sebze + Yoğurt
4. Hafta : Meyve + Sebze + Yoğurt + Kahvaltı

6. aya kadar emzirmeyi kafaya koymuştum, doktorumuz 6. aya kadar anne sütü devam dedi pek sevdim. Çatalla ya da tel süzgeçle ezme kısmı da benim kafama pek yattı. Ama en sevindiğim kısım bebe bisküvisi, muadilini evde yapsam diyordum o da tamam. Erken doğan bebek olduğu için yeme işinde isteksiz olursa paniklemiyormuşuz, bakalım nasıl davranacak bizimki. Doktorumuzun tavsiyesiyle, 2 silikon kaşık bir de meyve filesi aldık. Meyve, filenin içine konuyor, yutma riski olmadan bebek eme eme oyalanıyor.

Bir sonraki ay farklı bir liste verecekmiş. Demir damlasına başlamamızı da önerdi, meyve püresinin sonunda, ağzının arka tarafına gelecek şekilde (ki ön tarafla metalimsi tadı alırmış arka kısmından verip tadı almasını engelleyeceğiz)1-2...8 damla adım adım. Sonrasında hep 8 damla ve ardından su veriyoruz. Su 1.5 litrelik hazır pet şişe, damacanadan kullanmamızı önermedi, pompa nedeniyle. Suyu kaynatmaya gerek yok. Su içmek istemezse dert edilmiyor, zaten tercih anne sütüyle almasıymış.

Anne sütünün çok azalacağını düşünmüştüm, yanılmışım. Dikkatli beslenmeye devam ediyoruz bu durumda.

20 Nisan 2009 Pazartesi

Hayatta ne lezzetler varmış...

Önce ne olduğunu anlayamama...




Sonra, daha yok mu?


18 Nisan 2009 Cumartesi

Bir reklam...




Solo reklamı da yayınlanmıyor ki ne zamandır, nerden öğrendi bu çocuk hem yumuşak hem hesaplıyı:))

Teyzem benim dişimi ilk gören kişi olup sevinç içinde söylemiş, kendisine hediye alınacağını sanarak:)) Ben büyürken blog sahibi olmadığım için açıp bakamıyoruzne hediye almış diye;) Diş filan yok daha piyasada, baştan söyleyelim dişini ilk gören hediyeyi alır.




Buralara bahar hatta yaz geldi, Umut Ege paşa da şortlandı. Biz bir ay sonrasını hesaplayıp almıştık bunu ama erkenden doğunca hesaplar şaştı, bari bir resmi olsun bu takımıyla, kardeşi eskitsin ne diyelim;)





Dün teyzemiz geldi, Umut Ege'ye ilk 23 Nisan hediyesini getirdi, Umut Ege Vecihi oldu:)) Ayıcıkla vedalaşma vaktimiz gelip de geçiyordu, şapkanın zamanı artık. Bu frenk icadı çok işimize yarayacak gibi bir his var içimde.





Umut Ege Ankara'da bir iki muz yalamıştı, burada 1-2 damla çilek suyu, 1 dilim elma (sadece yalaması için), bir dilim salatalık (gene yalaması için) verdim.
Bugün ilk ciddi deneyimini yaşadı, 2 çay aşığı yoğurt, başta ne olduğunu anlaştıramadı sonra daha verin diye ağlamaya başladı, umarım bu iştahı daim olur. İlk 6 ay anne sütü uygulamasını tercih ettim ben. Haftaya doktorumuzun listesiyle başlayacağız ek gıdalara.