11 Mart 2010 Perşembe

Kuklacı geldi hanım...

Kukla gösterimiz salı perşembe akşamları 20:00'de. Biletler filetix'te. O paçalar ne arada yukarı çıkıyor ben de bilmiyorum.



Banyo sonrası, tam kokusu bitirmelik...



Kitap şiparişi verdim, heyecanla bekliyorum UE'nin yeni kitaplarını.

10 Mart 2010 Çarşamba

Söz

Kitap bloguma 4 kayıt birden girdim. Kendi kendime söz verdim, kayıtları düzenli girmeye:))

8 Mart 2010 Pazartesi

Yorgun alışkanlıklarımızı kenara koyalım.

Toprak öyle bitip tükenmez, dağlar öyle uzakta,
sanki gidenler hiçbir zaman
hiçbir menzile erişemeyecekti.
Kağnılar yürüyordu yekpare meşaleden tekerlekleriyle
Ve onlar
ayın altında dönen ilk tekerlekti.
Ayın altında öküzler
başka ve çok küçük bir dünyadan gelmişler gibi
ufacık kısacıktılar
ve pırıltılar vardı hasta kırık boynuzlarında
ve ayakları altından akan
toprak,
toprak,
ve topraktı.
Gece aydınlık ve sıcak
ve kağnılarda tahta yataklarında
oyu mavi humbaralar çırılçıplaktı.
Ve kadınlar
birbirlerinden gizleyerek
bakıyorlardı ayın altında
geçmiş kafilelerden kalan öküz ve tekerlek ölülerine.
Ve kadınlar
bizim kadınlarımız:
korkunç ve mübarek elleri
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yarimiz
ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
ve kara sabana koşulan ve ağıllarda
ışıltısında yere saplı bıçakların
oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan
kadınlar,
bizim kadınlarımız
şimdi ayın altında
kağnıların ve hartuçların peşinde
harman yerine kehriban başlı sap çeker gibi
aynı yürek ferahlığı,
aynı yorgun alışkanlık içindeydiler.
Ve onbeşlik şaraplenin çeliğinde
ince boyunlu çocuklar uyuyordu.
Ve ayın altında kağnılar
yürüyordu Akşehir üzerinden Afyon`a doğru.

Hala öküzlerden sonra yerleri, hala aynı yorgun alışkanlık içindeler, hala ayırmazlar yanlarından çocuklarını, hala gerekirse yürürler Akşehir üzerinden Afyon'a doğru, kadınlar bizim kadınlarımız...

Ben Nazım kadar başarılı dizemiyorum kelimeleri yan yana, lakin özetle diyorum ki yorgun alışkanlıklarımızdan kurtulmalı, daha çok düşünmeli, daha çok çalışmalı, daha çok üretmeliyiz. Kutlayacak şeylerimiz olmalı...

7 Mart 2010 Pazar

Hörrrp

UE, bu aralar kahve içmeye dadandı. Güzelce kahvesini içiyor, sehpaya koyuyor, fal kapıyor, tabağına koyuyor fincanı, kahvesi bitince yıkamam için bana veriyor.

Bugün anne baba oğul kahve keyfi yaptık.

Sehpaya üçümüz oturduk iki fincanın içi dolu, birisi boş olmak üzere üç kahve keyifle içildi. Bir fal bakıldı. Kırk yıl hatrı olacak biliyorum ilk kez karşılıklı içtiğimiz bu kahvenin. Buraya not düşmesem olmazdı.

6 Mart 2010 Cumartesi

Benim Kitaplarım

Senem mimlemiş. İşte UE'nin kitapları.







UE'ye 2009 yeni yıl hediyesi. Koca kulaklı fil, minik at, itfaiyeciler, tren ve yavru ayı saklanmış. Sırayla buluyoruz. Favori kitabı, o kadar ki sabah hazırlanırken gözden kaybolan UE'yi yanımıza çekmek için "Koca kulaklı fil nerde? Oyun bloklarının arkasında mı?" dememiz yetiyordu. Fili bulmak için hemen yanımızda biterdi. Bu arad her bir sayfada farklı bir doku var. O kadar çok okundu ki farkettiyseniz kitap yıprandı.





Bu serinin Altın kumsalı vardı, kara kayıp:( O kadar çok okuduk ki, ezberimizde neyse ki:)) Durun koşmayın çocuklar durun:)) Abiler, ablalar ve ayakkabılar vardı. Tek tek gösteridi. Serinin diğerleri altın kumsal kadar sarmadı UE'yi. Bulacağımıza inancımı tam, yoksa gidip aynısından bir tane daha alacağız.





UE doğmadan Hürriyet'in verdiklerinden biriktirdiğim Ayşegüller.



Ve aldığımız Behrengi kitapları. Küçük kara balık okurdum ilk doğduğunda. O kadar çok ölmek kelimesi geçiyordu ki, vazgeçtim. Mesajının da bir çocuk için ne kadar berrak olduğundan emin değilim. Bir Şeftali Bin Şeftali'yi okuduğumda yılan sokma sahnesinin beni ne kadar etkilediğini bugün gibi hatırlıyorum. Dolayısıyla BEhrengiler biraz bekleyecekler UE'nin okuması için.



Annesinin heves edip aldığı, UE'nin dönüp bakmadığı Mumuk. Benim hevesle aldığım Tostoroman da yolda.



Küçüklük günlerimizin kitabı, bizim çiftlik...


Bunlar da diğer kitaplarından bazıları...






Ben de Özgür Anne'yi, Tekir'i ve Anne Cafe'yi mimliyorum:))



Yeni numarası, ıslak mendili alıyor, koşa koşa mutfağa gidip çöpe atıyor. Çok titiz bir şahsiyet kendisi;)

Gelelim bir ilke, 2 mart 2010 günü, UE'nin saçlarının arkalarını kestim. Ön kısımlara cesaret edemedim. Berber koltuğunda oturması pek olası görünmüyordu. Saçları da cansızlaşmıştı. Banyo sonrası babası ilk makası attı, geri kalanını da ben. Hiç huzursuzlanmadı gerçi bizimki. İşte kısaltılmış saçlar ve UE.. Elinde de hediye gelen köpeğinin pakedine iliştirilmiş şeker. İlk şeker tadımı. Önce ısrımaya çalıştı, sonra konuyu kavradı ama bu arada annesi de elini kavradı:) Küçücük bir denemeydi, ilerde nasılsa bolca yiyecek. Anlamazken yemesin...



Eski bay bonus hali, tam da anlaşılmıyor gerçi arkaların uzunluğu. Miki miki dik kulaklı mikiyi, işaret parmaklarıyla gösteriler yaparak söylüyorum. ŞArkıyı duyar duymaz o da başlıyor işaret parmaklarını oynatmaya. Şarkıyı söylerken çekilmiş bir resim.

1 Mart 2010 Pazartesi

Annenin Kitabı



İhsan Doğramacı'nın ani ölümüyle yayın akışımız değişti. Senem'in mimi fotograf makinesinin şarj edilip kitapların çekimlerinin yapılmasının hemen ardından bu sayfalarda.

İhsan Doğramacı'nın ölümüyle aklıma Annenin Kitabı geldi. Bir nesil bu kitapla büyüdük. Bu sayfada da yer vereyim istedim bu kitaba.

Saricizmeli müzesi açılırsa, sergilenmesi gereken mühim bir eser:)) Kitap 2 çocuk büyütmüş olup, kapaktaki zedelenmelerin hangi soruya cevap bulunamadağında oluşmuş olduğu bilinmemektedir:P

Kitabın resmini geçen sene çekmiştim. Resmi ararken de geçen sene bugüne göz attım.

Gündüz M. ile Cepa Budakaltı kahve keyfi yapmıştık. Bence çok güzel kahvesi olan yerlerden biri. Akşam babasının lise arkadaşları UE'ye mama sandalyesi hediye etmişti. UE'nin mama sandalyesinde ilk görüntüleri...

M., Budakaltı bizi çok özlemiş:)

25 Şubat 2010 Perşembe

Tanıtıcı Reklam - Nurturia

Efenim, sevgiyle ilgiyle okuduğumuz Kitubi'nin hazırladığı Nurturia'dan sizlere bahsetmek istiyorum. Reklam süremiz kısıtlı olduğu için ben şu metni sizlere hazırladım.


N e der başka anneler acaba şu konuda, uğraşmaz bulursun "tüm sorular birarada"
U zaklarda olsalar da yakınlaştırır "tüm ailen burada"
R oller pek çok, yardım al, yardım et, paylaş bu sayfada
T utmak istersen notlar, "anı defteri" ve "fotoğraflar" kafa tutuyor her şeyi unutturan zamana
U mursamayanları bunaltma, uğraşma tek tek e-posta atarak umursayanlara
R esimleri, gelişmeleri izlesinler "çocuğuna özel sayfalar"dan, ne kadar büyümüş bağlasınlar karara
İ stersen bireysel takıl, istersen dahil ol "Diğer anne ve babalarla gruplar"a
A klına getirir insanın bu güzel isim NURTURIA gidip yemek biraz nutella:))

http://www.nurturia.com.tr adresine mutlaka göz atın derim. Biz Nurturia'dayız pek uzun zamandır.

Ellerine sağlık Kitubi, araştırmacı ve girişimci ruhu. Ufak bir ricam olacak, reklam sonrası sayfa çok tıklanacak, istersen sunucu ayarlarını gözden geçir:P

Reklam'dan sonra Senem'in mimi bu sayfada olacak. Bizi izlemeye devam edin.