7 Şubat 2014 Cuma

Bozkır'a Renk Katanlar(2): Bozkır - Mavi Pencere Yayınları

 
Eski bir yazımda da Bozkır'a renk katanlardan bahsetmişim:  "Yıllar önce konu başlıkları apayrı olmak üzere ben gene bir sınava çalışıyorum, ÖSS türkçe bu sefer. Paragraf sorusu Ankara'da baharda kırk gün süren yağmurları anlatıyor: kırkikindileri. İlk defa duyuyorum bu terimi. Paragraf sorularını çözmemin ödülünü alıp üniversiteyi kazanıyorum. Ve kırkikindilerin tanığı oluyorum, Beytepe'nin yeşilinde. Sonra Bahçeli'de kendi evim, sokağında öylesine güzel ağaçlar vardı ki, kırkikindiler beni apayrı mestederdi. Sonra kuruyuverdi Ankara, kırkikindi hayalleri kalakaldı. Ve gene bu sene, bir yandan UE Ankara'nın bozkırını bana yeşillendiriyor bir yandan da kırkikindiler."

Bozkır'da yaşamak Ege dolaylarından gelen birisi için oldukça güç. Bozkır'a renk katanları bilmek gerek tadına varabilmek için Bozkır'ın. 4 sene kadar önce oğlumu ve kırkikindileri saymışım. Bugün de ek olarak kızımı ve Mavi Pencere Yayınları'nın kitabı Bozkır'ı sayabilirim renk katanlar için.
 
 
Sanal kitap fuarı zamanlarında yıllık kitap avına çıkarım. Bu seneki avımda Oblomov Kedi Pamuk'u da avlamışım (ufak bir not: avlarımda Bir Dolap Kitap desteği çok) ve de Bozkır'ı. Fakat ne sanal kitap fuarında ne de alışveriş yaptığım diğer online kitapçılarda kitaplara rastlayamadım. Kitapları kenara not ettim konuyu kapadım. İlerleyen günlerde twitter'da izlediğim arkadaşım kitaplardan bahsedince vesileyle yayınevininde twitter hesabı olduğunu öğrenip kendileriyle iletişime geçtim. Önümüzdeki hafta kitapçıların online kitapçılarda olacağı müjdesini verdiler. Bununla da kalmayıp Bozkır'ı adresime gönderme nezaketinde bulundular.
 
Karda Ayak İzleri , Tostoraman, Mumuk , Kasabanın En Şık Devi en çok sevdiklerim listesine Bozkır'ı ekledim bir okumayla. Belki sayfalarda devedikenlerini* görünce çocukluğumun belleğimin dehlizlerinden fırlamasıdır sebebi. Belki  kitabın sıcacık çizimleridir. Belki de çöl koşarını ilk kez duymamdır. Belki Anadolu'nun böyle güzel  resmedilmesidir. Belki de o muhteşem karlı çizimdeki köyün Yer Demir Gök Bakır'daki köy olup olmadığını düşündürtmesidir. Belki de kitabın kahramanının bir sayfadaki Küçük Prens duruşudur. Belki mevsimlerin döngüsel akışıdır. Belki de Bozkır'a renk katan herşeydir.
 
 
 
 
 
 
Emeği geçen herkese teşekkürler. Çok güzel ve yerel bir çocuk kitabına kavuştuğumuz için. Şimdi önümüzdeki hafta diğer kitapları edinmeye geldi sıra. Ve de kırkidindilere kavuşup bu kitapları okumaya...
 




* Devedikeni'ni çocuklarımıza göstermek için kilometrelerce yol gitmek gerekecek artık. Belediye başkanlık bir proje bile olur devedikeni alanı parkları açmak şehrin beton yığınlarının içine.

13 Ocak 2014 Pazartesi

Pırasa sevmek için GüçBulPır

Karnabahar ve lahanayı çiğ bile tüketebilen bir sarıçizmeliyim. Ama pırasa ile hem benim hem çocukların arasındada hep bir mesafe, hep bir mesafe. Ben de onu nasıl sevimli hale getirebilirim diye düşünürken çeşitli okuduklarımı harmanladım.

500 gram pırasayı incecik kıyın, 2 tane havuç rendeleyin ve 1/2 çay bardağı zeytinyağında güzelce kavurun.  Ilımaya bırakın.
O sırada 4 yk ince bulguru 8 yk sıcak suda bekletin.
Bulguru pırasaya ekleyin.
300 gram kadar beyaz peyniri katın (bizim peynir tuzluydu ek tuz koymadım).
2 yk tam buğday unu ve 2 tane de yumurtayı da ekleyin.
200 derece fırında pişirin.



Çok güçlendirici yemek bu, "güçbulpır" diye çocuklara da servis etmeyi unutmayın.

Yok çocuklara servis etmeyeceğim derseniz içine biraz karabiber, biraz kırmızıbiber de çok yakışır kanaatindeyim..


22 Ekim 2013 Salı

Anneanne Sorunsalı


Güldük eğlendik yattık.

Konu gene çocuklara geldi.

Kaç çocuğun olacak NE senin dedim 2 dedi. UE senin diye sordum 7 dedi dedi.

UE karısına söyleyecekmiş 7 tane çocuk büyütecekmiş karnında.

Oooo o zaman ben size hiç gelmem çok gürültülü olur sizin ev, hep Ecelere giderim dedim.

O altı tanesini uyuturmuş biri uyanık kalırmış.

Sonra ben senin çocuklarının nesi olacağım diye sordum. Babaannesi dedi. Peki onların anneannesi kim olacak tanıyor muyuz diye sordu UE de bana.

Tanıdığımız biriyle evlenirsen tanıyoruzdur dedim.

Mesele Ayşe'yle evlenirzen tanıyoruzdur diye devam ettim. Evlenir misin dedim I-ıh.

Lale'yle evlenir misin? (not yazmış bir kız buna UE en iyi arkadaşıymış) I-ıh.

Gazme'yle (2.5 yaş) evlenir misin?  Ooooo onun büyümesine daha çok var yaa diye cevapladı istemez ses tonuyla.

23 Temmuz 2013 Salı

Rahatım rahat.

Hatırlayanlar hatırlar  UE   işleri halleder bizde. Artık kardeşinin yedirilmesi sorumluluğu da onda.



Büyük daha küçük olana baka baka büyütme sistemi var değil mi?

Rahatım rahat bu yaz:)



17 Temmuz 2013 Çarşamba

Bul Bakalım Farkı



Diyordum ki geçirdiğim son dört yaz için hamilelikten, emzirme hormonlarından bu bunalma hallerim. Hayır değilmiş ne yazık ki! Serinsever Sarıçizmeli olmuşum ben. Serinsever Sarıçizmeli sıcaklarda park bayır bunalmak istemeyince masa başı ilgi çekecek aktiviteler üzerine kafa yorar.

UE ile sırayla çizim yapıyor farkları buluyoruz. Bu UE'nin benim için çizdiği. Tüm farkları bulup onları bulamayınca kopyalar verdi bana: bir çatı bombeli diğeri düzmüş (ben de onu çizemediği için zannetmiştim), birinin üstünde çıkıntı varmış diğerinde yokmuş (kaleme hakim olamadı sanmıştım).

Resim arasında da yazlar arasında da çok fark var, bazıları bunaltıcı bazıları ferahlatıcı.


24 Mayıs 2013 Cuma

Yükseklik Korkusu

UE: Anne bu yaz yazlığa uçakla gidelim mi?
Anne: Gidelim oğlum.
UE: Ama ben cam kenarına oturamam, yükseklik korkum var da....

17 Mayıs 2013 Cuma

OİP'ten esinle eski bir yazı...

OİP eskilerden yazmış. Ben de o anatomilere atıf yaptığım bir yazıyı hatırladım:)
Hatırlayanlar gülümsesin.


Tarih: 29.03.2010

Yer: Ankara'da bir ev

Olay: Saatleri ayarlama enstitüsü, saatleri bir saat ileri alır. Baharın gelişinin müjdecisi bu gelişme anneyi pek sevindirir. Lakin UE bu duruma uyum sağlayamaz. Saat 8:30 olmasına rağmen mışıl uykulardadır. Bir önceki hafta çıkan 3 diş, uykusuz geceler, tatlı uykulu sabahlar nedeniyle işe bolca geç kalınmıştır. Daha fazla geç sayısını arttırmamak için UE'nin tatlı uykusu bozulur. UE'nin her sabah yarım saat yatakta kahvaltı keyfi vardır. Keyif sonunda UE yatakta babasının yanında bırakılır, yan odadan çorapları alınıp gelinecektir.

Olay Örgüsüne Katkısı Olması Amacıyla:

Herkes çocuk yataktan bir kere düşmeden büyümez der. Anne aklından geçirir, "eferin len bize düşürmedik şaşırmadık çocuğu" der. Zaten düşmemesi için çocuk asla yüksek bir yerde bırakılmaz, ağlasa bile yere indirilir, babası ben gidiyorum dikkat et denir.

Ama olacak ve öleceğe çare yoktur. Babanın gözleri UE'ye dikili olduğundan ne UE yataktan indirilir, ne de babaya uyarıda bulunulur.

Oysa ki baba masaldaki dev gibidir. Gözleri açıkken uyumaktadır. Ya da kimbilir tezinin hangi safhasını aklından geçirmektedir. UE'nin anne tarafından yatakta ona bırakıldığının farkında bile değildir. Dolaptan gömleğini almaya gider.

Tırın tırın tırııın...

Anne çorapları bir koşuda alıp gelir. Bir de ne görsün, UE yataktan aşağı doğru başını eğmiştir. Atlaması an meselesidir. Anne panik olur. En ortalığı velveleye veren ses tonuyla hızla ve panikle isim isim isim diyerek babaya seslenir. Baba her zaman iyi bir eşlikçidir. Paniğe hemen dahil olur. Hışımla fırlar. Bu arada boş zamanlarında adam kaydıran yağcıbedir çizgi filmlerdeki gibi babanın ayakları altından kayar. Baba dengesini kaybeder ama yatağın üzerinden atılıp UE'yi bacağından tutmayı başarır. Bu başarıyla UE'nin ya hızı kesilmiş ya da dengeli bir düşüşten alıkonulmuştur. (Bu konu bilinmemekle berebar, ilk seçeneğin olmuş olduğu düşünülüp gönüller ferahlatılmaktadır. ) Baba görevini yerine getirdikten sonra sağ omzu üzerine yere çakılmak suretiyle omzunu kırar.


Tarih: 30.03.2010

Yer: Ankara'da bir ev

Gelişmeler:

UE’nin kafasında kocaman bir şiş,
İlk hali kocaman bir ceviz imiş,
Lasonil jeli sürdükçe gösterir iniş.

Babanın kolunda bir askı,
Budur onun tüm işleri yapmamaya karşı kaskı,
Der ki içinden, yapsam tüm işleri olmasa kolumda bu ağrılı baskı.

Anne , anladı ki baba hayatta ona büyük destek,
Evde var iki erkek,
Giydirip yediriyor onları tek tek,
Araba kullanmasını pekiştiriyor vesileyle, buna sevinebilir bir tek.:))


UE alnında kocaman ceviziyle, olaya ilişkin tüm izleri silmiş legolarıyla oynar. Dedesi sorar, nereye çarparsan kafan acır UE? UE sehpa köşesini, sehpa kenarlarını ve kapıları gösterir. Anne sorar siz nereye düştünüz, UE Legolarına döner. Baba sorar koluma ne oldu UE? UE gene legorıyla oynar. Olay anı yukarıda anlattığım kadar neşeli tınılar barındırmıyordu ne yazık ki. Yatağın bir ucuna düşmüş ağlayan UE, diğer ucunda tutamadım diye inleyen baba (babalık işte), ne dediğini bile hatırlamayan ama hangisine ne oldu korkusundan ağzının birden kuruduğunu çok iyi hatırlayan anne. UE bu görüntülerle uğraşmayı istemiyor sanırım.


Bu ilk düşüş anımızda, OIP'nin kulakları çınlasın, bloga koyacak bir fotograf çekemedim ya! Hadi orda aklım ermedi, bari acil serviste uyansaydım:))

Kazasız günler dileklerimle...

2 Nisan 2013 Salı

Çıkartma Kitabı

Çıkartma olmadan çocuk büyütmüş bir önceki nesle saygıyla...

Çıkartma kitabı diyince İş Bankası Kültür Yayınları'nın serisi çok başarılı benim nazarımda.

UE'nin kıtalar, hayvanlar, dinozorlar merakı çerçevesinde 2 tane daha edindim. Gene muhteşemler.

Bir göz atın derim...

28 Şubat 2013 Perşembe

Bebek sana nişan olsun coşkuların gelini... Mutlu Yaşlar NE.

 
2 Yıl önce tam bugün... Bana 2. kere annelik şapkasını giydiren NE. Nice mutlu yaşlar...
 
 






Bebek seni ay korusun,

Yeni doğmuş tay korusun.

Rüzgâr olsun sana serçelerin sürüsü,

Yüreğine sokulmasın acıların birisi.


Sevdaların kuyusunda ışıklanıp uyusun,

Uyusun da yalım yalım öpüşlenip büyüsün,

Büyüsün de sırım sırım yiğitlenip yürüsün.

 
Bebek seni kelebek,

Seni sevinçlerin irisi,

Seni merak, hareket,

Gonca veren bereket,

Umutların büyüsü,

Muştuların sayısı,

Seni azıdişleri,

Kuzuların düşleri,

Seni kırlar, seni nar,

Ceren, ceylan, şarkılar,

Seni özlemlerin iyisi,

Çiçek çiçek kaysılar,

Filiz filiz uyutsun,

Çağıl çağıl büyütsün.

 
 
Sana ırmakların köpüğü,

Sana kucak kucak yeşillik,

Asmaların sürgünü,

Yuvadaki üveyik,

Işık olsun yetişsin,

Yetişsin de,

Şu dünyanın karaları,

Yaşamanın yaraları,

Yangınların çıraları,

Köşe bucak kaçışsın.

 
Bebek sana nişan olsun coşkuların gelini,

Koklayasın dileğince yıldızların gülünü.

Dar gününde dağlar senin sıkı tutsun elini,

Bebek seni hayat,

Seni hayat korusun... (N. Behram)...

 


26 Şubat 2013 Salı

NE'nin erken 2. yaşgünü partisi.

 
 
 
Gerçek doğumgününden birkaç gün önce çekirdek aile + ceviz, badem aileleri de biraraya geldik bu sene çok şükür. Geçen sene bastıran kar sebebiyle bizim her ilden bir deli Balıkesir'den tut birini tayfası dışında gelebilen olmamıştı partimize. Öyle ki kuzunun babası 20:00 sularında gelebilmiş, bir poz resimden sonra bizim kuzu sızmıştı. Bu sene bir bahar havası sardı sarmaladı şubat sonunu. Parti sonunda kaydırağa bile indi bizim NE.
 
Bu sene havalar değil ama yaptığım iki kurabiyenin de istediğim gibi olmayışı beni bozdu. Neyse ki gelenler gayet güzel diye beni havaya soktular (işte aile gibisi yok, ne yapsan muhteşemsin).
 
 
 
 
Şeker hamurlu pastalardan kaçabildiğimiz kadar kaçalım, sanırım seneye pastamda o da olsun bu da olsun siparişleri geliyor olacak.... Teyze elinden geleneksel enfes pasta...
 
 
 

 
Teyzesinin doğumgününde bolca pratik yapmıştı.

 
 
Neyse ki sorun çıkmadan kardeş kardeş üflediler...
 

 
Sanırım 20 tane bebeği var, ama gene de bebek favori hediyesi oldu.
 
İyi ki doğdunuz hanfendiciğim ve abisi!
 
 
 
 
 
 

25 Şubat 2013 Pazartesi

Beter İki - 2.






Ben bu filmi bi yerden hatırlıyorum, hoş gelişler ola beter iki sana;)

12 Şubat 2013 Salı

Bu kurbağayı tanıdınız mı?


Kim ki bu kurbağa?



Aman da kimmiş!

11 Şubat 2013 Pazartesi

Anasına bak ama kızını alma..

Annem oldukça yetenekli bir kadın. Ve galiba da kıskanç! Öyle olmasa yeteneklerinin 10 da birini bana aktarırdı değil mi ama? Neyse ki kıskanç olduğu kadar da çalışkan, ne dik, dönüştür dersek tamam der. 

Bir eski kazak, onun ellerinden bir yılana dönmüş :




Yıllar oldu İstanbul'a gidemeyeli çantalarla hasret giderelim:

 
 
Kek, kurabiye delisi kıza önlük annesinden:
 
 
Eldiven, tutaç da eklensin tez zamanda bu önlüğe bayan şüpelep.
 
 
UE'ye diktiği nevresim takımlarının üzerinde uzanıyoruz UE ile.
UE: Anne ben bu ayıcıklı yastığımı çok seviyorum.
Anne: Onu anneannen dikmişti sana.
UE: Neden yırtılmış mıydı ki?
 
 
 

29 Ocak 2013 Salı

NE artık fotografa merak sardı.




 
NE abisine oranla çizme boyama işlerine daha meraklı bir çocuk. Kasım 2012 den bir eseri (21 aylık kendisi). Tabi bunda UE ye 1.5 yaş civarında kendine zarar verirse diye kalem vermemiş olmamız, ağzına soktuğu için pastel boyadan uzak tutmamız gibi etkenler de sebep. UE evde kalemle boyayla dolandığından NE den çok uzak tutamadık, Allahım sen koru dedik ve 2. kere ana baba olduğumuzdan daha rahat davrandık.  Kırmızı saplı olan çiçek bu arada. Hem biz rahat davrandık hem o daha yetenekli galiba (UE bu satırları okuyup hırs yapıp güzel sanatlar fakültesine girer mi acaba?)
 
 
 
 
Resim sanatçımız NE ilk kez fotograf çekti dün gece.  Gidip bisikletinin resmini çekmiş kuzucuğum.

Biz abisiyle o sırada N. kez satranç oynamakta olduğumuzdan bakamamıştım ne çektiğine.

Bizde parasını en hakeden oyuncak grubu bu tekerlekli grup bu arada.



31 Aralık 2012 Pazartesi

Dıgıdık, dıgıdık, dön yana otur...

Bu sene bizim UE de bir kar sevdası ki sorma gitsin. İlk kez yeni yılın ayırdında ve çok heyecanlı. Ve kafayı satranca takmış durumda. 10 kere benle, 10 kere babasıyla oynadıktan sonra bizden yüz bulamayınca kardeşine gidiyor.


UE:  NE bak bu at, böyle gider. Dıgıdık, dıgıdık, dön yana otur.
(NE taşlara saldırır)
UE: Gene yapamadın güzel kardeşim (tabi ki satrancı bırakıp gitmesin diye bu kadar zarif)
NE: Söz bi da yapmıcam ...


UE gene satranç oynayacak kimseyi bulamaz. NE nin yanına gider.

UE: Satranç oynayalım mı NE?
NE: (taşlara dokunabilirlik olasılığı belirmiştir) oynayalım.
UE: Ama taşları yere atmayacaksın söz mü?
NE: Söz.
UE: (NE nin uydurduğunun farkında ama gene de oynamak için içi gider) gerçek söz mü?


Yeni yılınız
 UE'nin Vezir her yana gidebilir kuralını, gözüne kestirdiği rakip taşı için tek hamlede işlettiği gibi süprizli;
 UE'nin satranç oyununa duyduğu kadar hevesli;
 UE'nin yendiğinde duyduğu kadar sevinçli geçsin....



 

30 Kasım 2012 Cuma

Bir Dolap Kitap İyi ki Varsın...

Harika iş çıkaran iki dolap kapağı var: Banu ve Yıldıray. Çocuk kitaplarını okuyup bizlerle paylaşıyorlar.
İyi ki varsın Bir Dolap Kitap .

B ir gün karşıma çıktı karşıma çok farklı iki insan


İ lişkilerinde olmuş çocuk kitapları bir lisan

R ast gitmeyebilir onlara göre işler çocuk kitabı okumazsan



D olabı kurcaladıkça anladım ki sadece görüntü değil içerik de dolu dolu

O kudukça blogu, kitaplar ediniyorum dolduruyorum evde sağı solu

L af mı çakmışlar bizim dolaba: “hadi hadi buluyorsunuzdur yolu”

A ldırmayın devam edin, oluyorsunuz pek çok ana babaya kitap bilgilendirme kolu

P ek ala para kazanmak da olabilir işin içinde, harcanmakta emeklerin en bolu



K itaplardan “Bekar Fare” seçtiğim lakin yoktu dolapta postu

İ kirciklendim sepete eklerken sordum dolabıma çocuk kitabı dostu

T abi ki sarıcizmeli dediler, okumuştuk daha önceden zaten, biz yazarız tekrar sen yiyedur tostunu

A rtık bitirme vakti geldi seremem buraya postumu

P ek kıymetli, özelsiniz yaptılarınızla; sevindiriyorsunuz pek çok çocuk kitabı dostunu…



20 Kasım 2012 Salı

Karda Ayak İzleri

UE saplantılı kitap (bir kitaba tutunur ve defalarca onu okuturdu) günlerini geride bıraktı. Yeni saplantısı bolca sayıda kitap okumak. Pazarlıklarımız sonucu 5 kitap okuyoruz yatmadan önce. Bazen babasıyla paylaşıyoruz, 2 kitap biri 3 kitap biri şeklinde.

5 kitap olunca döngüye giriyor tabi eldeki kitaplar. Yeni yeni kitaplar edinmek gerekiyor (İyi bir kütüphane kullanıcı değilim, Ankara'da kolaylıkla bunun yapılabileceğini de sanmıyorum. Yanılıyorsam lütfen yönlendirin). Kenara not ediyorum iyi yorumlar alan kitapları. Dünya Çocuk Kitapları haftası nedeniyle böyle not ettiğim bir kitabı hediye ettim UE'ye.

Neden hep kurtlar kötü olur ki masallarda? Hiç iyi kurt olmaz mı? Bu sorunun cevabı çok başarılı çizimler ve esprili bir biçimde anlatılıyor bu kitapta (Kurt'u okla gösterdiği çizim çok gülümsettiyor beni, bir de plastik ördeği dişlediği). İnsan 7 sinde neyse 70 inde de odur inancında olan bir kültürümüz var. Kötü bir varsayım bu. Bu varsayımı çocuklarımızla bu kitapla tartışabilmek de mümkün. Değişim mümkün değil mi? Tam "iyi kurt" olmaz işte bakın dediği noktada  kitabın tam da sonunda bir kapı daha açılıyor değişebilmeye. Kurt değişebildi mi ucu açık, ama ya değişebilirse? Bay kötü kurt olmak ne kadar kötüyse körü körüne sen iyi kurt olamazsın demek de bir o kadar kötü. Ama körü körüne diyebilirim ki çok çok güzel bir kitap.








Kırçiçeği Yayınları'ndan, Sarıcizmeli ve UE  tavsiyesiyle...

16 Kasım 2012 Cuma

Gizli gizli görünmeden...



Abi inşaat ekipmanını elbette vermez. Kolu gözüken NE sırasını sabırla bekler...


Yemek yenir, NE bir telaş koşar odaya. Abi gelmeden giyer ekipmanları:))


24 Ekim 2012 Çarşamba

4 4'lük



4 kocaman sene. Geçti gitti. Artık kararlarını verebilen bir oğlum var. Kararlarını verebilen dedim bilhassa. Karar değil kararlar verdiği  için Örümcek Adam, Pepee ve bir araba bir pastada buluştu.

Ufaklık deseniz en büyük taklitçi. Saklambaç oynamaya niyetlendiler, ama abisi ne yaparsa yaptığından ikisi de saymakla meşguller...

Yeni yaşlar, bayramlar kutlu mutlu olsun...

17 Ekim 2012 Çarşamba

NE kitap okuma saatini başka kitapla paylaşmaz.


UE'nin kitap okuma sevdası Altın Kumsal'la başlamıştı. Kasaba'nın En Şık Devi ile devam etmişti. Mumuk peşisıra gelendi. Tostoraman ile takıntılı kitap dönemini kapattı. O, o devri kapatmış olabilir ama ben ezberden okuyabilirim hala saydığım kitapları.

NE ile her çocuk birbirinden nasıl da farklı değerlendirmesini 40'ı çıkmadan yapmıştık zaten. Fakat günler, aylar ilerledikçe yeni veriler ekleniyor değerlendirme kümemize. NE kitap sevgisinde de abisinden farklı.


NE'nin takıntısı ise Foli! NE  kitap okuma saatini başka kitapla paylaşmaz! Tamam tekrar zaten çok sevdikleri birşey çocukların ama "Ne o NE hala sıkılmadın mı?" diye sormak istiyorum. Abisinin o dönemlerde sevdiği kitapların hiçbirine pas yok. Yeni edindiklerime de. Varsa yoksa Foli. Foli'nin diğer kardeşlerini edinmek düşüyor bize de.

Artık içim bayılıp hadi bir de sen oku dediğimde ezberden gidiyor bizimki. Ama paylaşmaz kelimesini bir türlü oturtamamış. Foli oyuncaklarını hiç paylaşmaz oluyor bizimkinin okumasında Foli oncaklalını veeee-mez.

Kitap için bazı yerlerde +2 gördüm. Bizde +15 ay olarak çalıştı.

Kitap, Hepsi Benim diyen Foli'ciğin hiçbirşeyini paylaşmayışının sonrasında oluşan sıkıntılarla hiçbirşeyini paylaşAmayışına giden süreci anlatıyor.

Ben sadece "giysilerini paylaşmaz" ile verilen giysilerinizi paylaşın mesajından hoşlanmadım. Çocuk yaşlarda derli toplu bir giysi paylaşımı çok olanaklıymış gibi görünmediğinden.

Benim iki çocuğum var, birinin ismi NE. NE  kitap okuma saatini başka kitapla paylaşmaz.